Ağrınızı Sevin
Haziran 3, 2020
Sağlıklı Yaşam

Ağrı haklı olarak kimsenin hoşuna gitmez. Ama ağrı vücut için koruyucu bir uyarı sistemidir. Bir an ağrı hissiyatınızın olmadığını düşünün. Eliniz yanıyor ama hissetmiyorsunuz, bir köpek sizi ısırıyor ama fark etmiyorsunuz. Mesela şişmiş apandisit çok ağrılı bir durumdur. Apandisit patlarsa içinde bulunan zehir vücuttaki diğer organlara zarar verebilir. Genellikle yaşlı ve çocuklarda apandisit patlaması yüzde 50 oranla ölümle sonuçlanır. Bunlara benzer çok fazla örnek verilebilir. Ağrı, bir hastalık değil, vücutta yolunda gitmeyen bir şeylerin sinyalini veren koruyucu bir mekanizmadır. Burada önemli olan ağrının bize verdiği mesajı doğru yorumlayıp sorunun asıl kaynağını bulmaktır.

Ağrı hissiyatı oluştuğunda bu durum sadece bir sorun olduğunun sinyalini vermekle kalmaz. Aynı zamanda ağrı vücutta başka mekanizmaları devreye sokarak hem sorunun büyümesini engeller hem de kısa sürede sorunun giderilmesine ve iyileşmenin başlamasını sağlar.

Önemli olan ağrının bize verdiği mesajı doğru anlamak demiştik. Ağrımız olması ve devam etmesi bize buradaki sorun devam ediyor önlem al diyor. Önlem almazsan daha büyük sorunlar çıkacak diyor. Bunu yaparken aynı zamanda ağrılarımız bizi o kadar çok düşünüyor ki ciddi durumlarda bizim günlük yaşam fonksiyonlarımızı engelleyecek kadar çok ağrı oluşturuyor. En basiti ayağa kalktığımızda bel ağrımız artıyorsa, aslında belimiz bize diyor ki, ayağa kalma, yat ve dinlen diyor. Ayağa kalkarsan daha kötü olacak diyor. Sorunun büyümemesi için harika bir mekanizma.

Dediğimiz gibi ağrı her zaman bir şeylerin yolunda gitmediğinin haberini veren koruyucu bir mekanizmadır. Vücut için çok önemli olan ağrı pek çok şekilde sınıflandırabilir ve bu sınıflandırmaların çoğu birbiriyle örtüşür.

Akut ağrı: Aniden başlayan ağrılara akut ağrılar adı verilir. Vücutta aniden başlayan ağrılar en dikkat edilmesi gereken durumlardır. Akut ağrı nedenlerinden dolayı gerçekten hayat kurtarıcı ve koruyucu bir işleve sahiptir. Bu ağrılar genellikle böbrek taşının idrar yollarını tıkaması, safra taşı, bağırsak tıkanması, beyin kanamasından kaynaklanan baş bölgelerinde ortaya çıkan şiddetli ağrılardır. Ani bir hareket sonucu omurgalar içinden geçen omuriliği koruyan ve disk adı verilen yastıkçıklarda meydana gelen bozukluklar da bel kayması ya da bel fıtığı adını verdiğimiz ani, şiddetli ağrılara neden olabilir. Öte yandan keskin, batıcı, hızlı ve elektrik çarpması gibi pek çok alternatif isimle de tanımlanabilen akut ağrı çeşitleri de vardır. Bu ağrılar genelde doku hasarının alarmını verir. Bu tip ağrı, deriye bir iğne batırıldığında, deri bir bıçakla kesildiğinde veya akut yanıklarda hissedilir. Akut ağrının en önemli özelliği bir alarm vazifesi görmesidir. Özellikle daha önce hiç bir şikâyeti olmayan ve ani başlayan bir ağrı ile karşı karşıya gelen hastaların vakit geçirmeden hekime başvurmalarında yarar vardır. ANLAŞILACAĞI ÜZERE ÖZELLİKLE AKUT AĞRILAR HAYATİ ÖENEME SAHİP MESAJ NİTELİĞİNDEDİR.

Kronik ağrı: Bir belirti değil, kendisi bir hastalıktır. Sürekli bir ağrı kaynağı olmak zorunda değildir. Uyaran ortadan kalksa bile ağrı hissedilmeye devam eder. Beyinde devamlı bir ağrı algısı, kendine ait bir alan oluşturur. Genelde 12 haftadan uzun süren ağrılara kronik ağrı denir. Ağrı şiddeti ve tipi değişkenlik gösterir. Ağrıya yanma, uyuşma, basınç hissi gibi durumlar eşlik edebilir. Vücudun her yerinde görülebilir. Sıklığı ve süresi değişebilir. Hem fiziksel hem psikolojik olarak bedeni etkiler ve günlük hayatı zorlaştırır. Hareket kabiliyeti,
esneklik, güç ve dayanıklılık azalır. Bağışıklık sisteminin zayıflamasına neden olur. Uyku bozuklukları görülür. İş gücü kaybı, üretkenlikte azalmaya yol açar. Sosyal ilişkilerde bozulma, kaygı ve depresyona sebep olur. Bir kısır döngü yaratarak depresyon ağrıyı, ağrı depresyonu arttırabilir. Tedavisi zor ve uzundur. Genellikle tek bir tedavi yöntemine cevap vermez. BAZI DURUMLARDA AĞRININ GETİRDİĞİ EK SORUNLAR BİR SÜRE SONRA AĞRI YAPMAYA BAŞLAYABİLİR. Burada bütüncül tedavi devreye giriyor. Biyopsikososyal bir canlı olan insanı kişiye özel değerlendirip, bütüncül terapi yapmak gerekir.